Peygamber Tasavvuru – Çağdaş Siyerler Tahrif Aracı mı?

Peygamber Tasavvuru – Çağdaş Siyerler Tahrif Aracı mı?

Sağlam bir metodoloji ve altyapıya dayanmayan popüler ve akademik çalışmalar Kur’anî ve tarihî peygamber tasavvuru düşüncesini tahrif ediyor. Işte metot ve muhteva problemlerinden siyasî, dinî, ıdeolojik ve ekonomik kaygılara çağdaş siyer yazımındaki tahrifat unsurları ve bunları önlemenin yolları!

Peygamber Tasavvuru Nasıl Tahrif Ediliyor?

Çağdaş Siyerlerde Peygamber Tasavvuru
Çağdaş Siyerlerde Peygamber Tasavvuru Nasıl?

Her geçen gün siyere ilgi artıyor ülkemizde. Kitaplar, araştırma merkezleri, dergiler, siteler ve sosyal medya üzerinden düzenlenen organizasyonlar, ilâhiyat fakültelerinde yaptırılan lisanüstü ve doktora tezleri ilginin boyutları hakkında bilgi vermeye yeterli.

Hazreti Peygamber’i tanıtmak misyonundaki yayın ve etkinliklerin çeşitliliği ve sayısı elbette sevindirici. Ancak yayınlanan Türkçe siyer kitapları özelinde, nicelikten niteliğe geçtiğimizde durumun pek de iç açıcı olmadığını söylemeliyiz.

Özellikle barındırdıkları ciddi hatalar nedeniyle bu çalışmalar Hazreti Peygamber’in şahsiyetini veya model olma özelliğini doğru şekilde ortaya koymaktan ve topluma aktarmaktan uzak görünüyorlar.

Çağdaş siyer yazıcılığında işin uzmanları tarafından ele alınmış akademik çalışmaların sayısının bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olması dikkat çekici. Konu maalesef ehil olmayanlara terk edilmiş durumda; bu da tarihî ve Kur’anî zeminde Hazreti Peygamber’in topluma doğru anlatılmasında çeşitli sıkıntıları beraberinde getirmiştir.

Siyer yazmak sadece siyercilerin veya tarihçilerin işidir” gibi bir iddiamız olmamakla beraber, bu iş için tarih formasyonunun – ki buna ilahiyat ilimlerini de ekleyebiliriz- gerekli olduğu da muhakkak. Takdir edilir ki, Hazreti Peygamber’in hayatını yazmak, klasik tabirle “makas-zamk“, çağdaş söylemle “kes/kopyala-yapıştır“dan çok daha ciddi bir iştir.

Her ne kadar dinî ve siyasî grupların eylemlerine meşruiyet kazandırmak için Hazreti Peygamber’in siyeri referans olarak kullanma geleneği devam ediyorsa da bugün artık siyer kitapları yakılmıyor. Yazılanlar “nebevi modelliği” yeterince imha ettiğinden yakmaya zaten ihtiyaç kalmıyor belki de.

Her yıl onlarca “yeniden yazılan” ve açıkçası maddi anlamda tatmin edici bir düzeyde olan siyer kitaplarının ne tür bir farkındalık oluşturduğu ise ayrı bir tartışmanın konusu. Son derece çarpıcı başlıklar arkasına gizlenmiş onlarca aparma metnin bir araya getirilmiş haline ne kadar siyer diyebileceğimiz de başka bir problem.

Siyer Kitapları Yazılma Gayelerini Kaybetti mi!

Çağdaş Siyerlerde Peygamber Tasavvuru Nasıl Tahrif Ediliyor
Siyer Kitapları Yazılma Gayelerini Kaybetti! – Peygamber Tasavvuru

Oluşan devasa literatürün gerekçeleri arasında “sevap beklentisi” veya “şefaate mazhar olma” gibi ulvî-uhrevî gayelerin zikredilmesi oldukça enteresan. Bu söylem sahiplerinin karşı doğal olarak samimiyet veya sevap-şefaat beklentisinin “kendince” peygamberler üreterek nasıl gerçekleşeceğini sorgulama gibi bir hakkımızın olmadığı acıktır. Aynı şekilde beklenen sevabın maddi karşılığını ödeyen okuyucuya da karışma hakkına sahip değiliz.

Ne var ki, söz konusu İslamın Peygamber’i olunca içeriğe, sunulan peygamber tasavvuru imajına pekâlâ müdahil olma hakkımız var. Böyle bir durumda beklenti sahibinin “bu benim şefaat vesilem” mazeretine sığınma salahiyeti olamayacağını da kaydetmeliyiz.

Aynı şekilde bu kitapların “Hazreti Peygamber’i sevdirme/kabullendirme” amacı taşıması yapılan hataları meşrulaştırmaz. Zira bu kitaplarla Hazreti Peygamber’e dair bilgi zeminini oluşturan birey, tarihî gerçekliğe sahip peygamber tasavvuru imajını kabulde zorlanmakta veya sunulan peygamber imajını haklı olarak sorgulamaktadır.

Tavsiye Yazı: Peygamberimizin Sureti Dış Görünüşü Nasıldı?

Kem Aletle Kemâlât Olmaz

Çağdaş Siyerlerde Peygamber Tasavvuru Nasıl Tahrif Ediliyor
Siyer Kitaplarındaki Hatalar

Çağdaş her Müslüman siyer yazarı/araştırmacısı ayrı bir benlik olarak onu yazmakta, araştırmakta, yorumlamakta ve kendi tercihine, bakış açısına, dini-siyasi ve hatta ekonomik konumuna göre siyere yaklaşmakta: bazı özelliklerini öne çıkarıp, bazılarını arkaya atabilmektedir.

Başka bir ifadeyle, insanlar “inandıkları” veya “olmasını istedikleri” peygamberi anlatmaktadırlar.

Burada söylemek istediğimiz, şahsi anlam bağlayıcılığı ile bireysel duruşun birbirinden ayrılmasının gerekliliğidir. Mesela bir siyer müellifi, Hazreti Peygamber’in hoşgörü/barış peygamberi olduğunu söyleyebilir ve Hazreti Peygamber’in savaşlarına da fazla yer vermeyebilir veya sadece mecbur kalıp savaştığını ileri sürebilir.

Tam karşısında yer alan başka biri de onun savaş peygamberi olduğunu iddia edebilir ve kendince deliller getirebilir.

Buradaki sorun birinin haklı, diğerinin haksız olması değil. Zira “Barış Peygamberi” ile “Savaş Peygamberi” tezleri doğrulama açısından eşit “yanlışlanabilir/doğrulanabilir” konumdadırlar. Hele bu iş dayatmaya vardırılır ve “Peygamber sadece benim dediğimdir” noktasına getirilirse işin rengi büsbütün değişecek, ideolojik kabul ve beklentilerin yönlendirdiği peygamberler üretilecektir ki, karşı çıktığımız şahsi anlam bağlayıcılığı da budur.

Bunun önüne geçmek, Hazreti Peygamber’i ayrıştırıcı bir sebep kılmamak için her ikisinin de onun farklı yönlerini ele aldıklarını bilmeleri ve çalışmalarını bu algı kabulü üzerine inşa etmeleri gerektiği açıktır.

Çağdaş siyer yazıcılığında çözüm odaklı yaklaşımlara ulaşmak için meselenin somut veriler üzerinden ele alınması gerekir. Genel hatlarıyla mevcut siyer kitapları üzerinden sorunlarını şu şeklide tasnif edebiliriz:

A: Mesleki yetersizlikten kaynaklanan hatalar.

  • 1- Yöntem ve terminoloji (disipliner bilgi) yetersizliği
  • 2- Kaynak gösterim sorunu.
  • 3- Metne bağlılık/sorgusuz nakil.
  • 4- Kaynağı bilinmeyen bilgiler.
  • 5- Çeviri hataları.
  • 6- Metin içi tutarsızlıklar.
  • 7- Anakronizm.
  • 8- Kavram karmaşası.
  • 9- Mantık ve çıkarım hataları.

B: Siyasi, dini, ideolojik veya savunmacı yaklaşımlardan kaynaklanan hatalar:

  • 1- Siyasi ve ideolojik kabullerin şekillendirdiği üslup.
  • 2- Çağdaş algıların dayattığı kabulleri aşamama/savunmacı yaklaşım.
  • 3- Kabulleri onaylatma adına metnin tahrifi, gizlenmesi, çarpıtılması.
  • 4- İslami değerlere karşı sınırların zorlanması.
  • 5- Siyer anlatılarına eklemeler.
  • 6- İddialı hüküm ve yorumlar.
  • 7- Abartılı anlatım.

C: Ekonomik kaygılardan veya orijinalite sağlama arzusundan kaynaklanan hatalar:

  • 1- Tashih hataları.
  • 2- İfade bozuklukları.
  • 3- Orijinalite kurma arzusu.
  • 4- İsim-içerik uyuşmazlıkları.

Peygamber Tasavvuru – Problemlerin Deruni Kökleri

Çağdaş Siyerlerde Peygamber Tasavvuru Nasıl Tahrif Ediliyor? #2
Siyer Kitaplarında Bulunan Hataların Deruni Kökleri – Peygamber Tasavvuru

Listenin uzunluğu aslında olayın vahametini gözler önüne sermektedir. Problemin büyüklüğü maalesef bunlarla sınırlı değil. Çünkü listedeki problemler başlangıç değil, sonuçtur. Dolayısıyla sorunun doğru tespiti için daha derinlere, yani bu hataları yaptıran “Peygamber kabullerine yönelik algılara” gitmemiz gerektiği kanaatindeyiz.

Her birinin ayrı ayrı doğru peygamber -ki burada kimin doğrusu olduğu da ayrı bir problem- algısına sahip olduğunu iddia eden dört farklı kesimden bahsedebiliriz.

Yenilikçiler: Bunlar Hazreti Peygamber’in çağa model olduğu, dolayısıyla bütün yapıp etmelerinin bugüne uyarlanması gerektiği kanısındadırlar.

Gelenekselciler: Hazreti Peygamber’in modelliği konusunda hemfikirdirler. Modelliğinin sürmesinin ancak prensiplerinin şekilden içeriğe kadar sorgusuz sualsiz taklit edilmesi ile gerçekleşebileceğini savunurlar.

Selefiler: Aslında söylem olarak gelenekselcilerden farklı değillerdir. Hazreti Peygamber’in modelliği konusunda önceki gruplar gibi düşünürler. Selefilere göre din; zaman, örf, coğrafya, beşer gibi farklılıklarla kirlenmiştir ve her ne surette olursa olsun ilk haline dönüştürülmesi gerekmektedir.

Türediler: Yeni bir şey buldum zannıyla “ortaya atılan“, cehaletin teşvik ettiği bireysel menfaatlerinin nerede olduğunu bilememekten kaynaklanan belli bir duruş sahibi olmayan algı sahipleridir.

Sonuncusunu hariç tutacak olursak diğer üç grubun ortak kaygı, amaç ve ideallere sahip olduklarını söyleyebiliriz. Buradaki temel ayrışma, Peygamber’in modelliği hususunda değil, kendilerinin model edindiği Peygamber’in kimliğinden kaynaklanır.

Bu kimlik tanımından kaynaklanan problemin de ciddi bir kaos oluşturduğu açıktır. Bu kaosun sebeplerinin başına ümmetin tarihi tecrübelerini yerleştirmeliyiz. Din algısı, kültürel ve sosyal değişimler, coğrafya, ırk ve zaman farklılıkları ise bunları takip eden önemli nedenlerdir.

Algı boyutuyla akademik ve popüler siyer yazıcılığının gelecekte de artarak devam edeceğini düşündüğümüz problemleri şu şekilde sıralayabiliriz:

A– Çağdaş algıların yönlendirdiği peygamber arayışları (türedi peygamberler).
B– Orijinalite kurma arzusu (uzaylıların gönderdiği, ölmediği vs.).
C– Akademik küstahlık, farklı olma çabası, Allah’a ve Peygamber’e karşı edep yoksunu bir dilin oluşmaya başlaması (indirgemeci üslup).
D– Yüceltmeci peygamber algısı (mucizevi peygamber).
E– Çalışmaların halkın gündeminden uzak kalması, ihtiyaçlara cevap vermemesi.
F– “Önüne gelenin” siyer yazması, cehaletin getirdiği ideolojik yaklaşım ve çarpıtma.

Zaman içinde toplum, tarih, coğrafya, ırk gibi nedenlerden dolayı peygamber algılarındaki değişimin son derece tabii olduğunu kabul etmek durumundayız. “Tahrif” veya “orijinallik” söylemleri din söz konusu olunca kaçınılmazdır. Tahrif kökene ulaşmasa dahi bu iş yorumla pekala yerine getirilebilir ve hatta getirilmiştir.

Siyer Yazıcılığında Metot ve İçerik Problemi

Çağdaş Siyerlerde Peygamber Tasavvuru Nasıl Tahrif Ediliyor? #2
Siyer Yazıcılığında Metot ve İçerik Problemleri

Bireyin sahip olduğu maddi manevi değerlerin (fizyonomisinden tutunda biliş seviyesine kadar) onun dine bakışını etkilemesinden daha doğal bir şey olamaz. Mamafih kaçınılmaz olan ve özünde samimiyet, iyi niyet bulunan bu anlam farklılıklarının “bireysellikten” çıkartılıp “modellik” vasfı kazandırılması ipleri kopartan husustur.

Çağdaş siyer yazıcılığında metot ve içerik olmak üzere iki ana sorun olduğu anlaşılır. Bu yüzden de öncelik siyer ilminin metodoloji ve terminoloji çerçevesinde oluşumunun profesyonel anlamda tamamlanması, eksiklerinin giderilmesi veya en azından güncelleştirilmesi gerekir.

Bu amaca matuf olarak ilahiyat fakülteleri İslam tarihi ana bilim dallarında siyer yazıcılığı, siyer problemleri, siyer metodolojisi, siyer tarihi, siyer terminolojisi gibi konularda yapılacak akademik çalışmalarla bu alandaki boşluğun büyük oranda giderileceği kanaatindeyiz.

Yöntemden içeriğe geçtiğimiz zaman karşımıza çıkan temel problem ise, Hazreti Peygamber’i Kur’an’ın ve tarihin tanıttığı şekliyle kabul etmeye hazır olup olmadığımızdır. Başka bir ifadeyle Hazreti Peygamber’i onların tanıttığı şekliyle mi, yoksa çağdaş kabullerin veya geleneğin şekillendirdiği haliyle mi anlatmamız gerektiği meselesidir.

Şayet sorun bu düzlemde ele alınacak olursa, beklenti veya kabullerin şekillendirdiği, örneklik ve modellik vasfını ortadan kaldıran beşer üstü Peygamber algısından “en güzel örnek” olan bir Peygamber tasavvuru imajına geçebilmek mümkün olabilecektir.

Böylece Hazreti Peygamber’in kişiliği, hayatı bir bütün olarak ele alınabilecek; gizleme, tahrif, çarpıtma gibi eylemlerin önüne geçilebilecektir.

Bütün bunlar çerçevesinde çağdaş siyer yazıcılığında dikkat edilmesi gereken prensipler olarak şunları kaydetmemiz mümkündür:

1– Kur’an’ın ve tarihin tanıttığı Peygamber algısından taviz verilmemelidir.
2– Hazreti Peygamber’in hayatı günümüz insanının ihtiyaçları, sorunları, algıları, ekseninde değerlendirilmelidir.
3– Siyerin bilimselliği ve usulü yıpratılmamalıdır.
4– Geçmişteki şaibeli sorunlar yeni döneme taşınmamalı, bitmeyen polemiklere son verilmelidir.
5– Batı kaynaklı dayatmalardan uzak durulmalı, Batı’nın kendi sorunları içselleştirilmemelidir.
6– Benimseme/sahiplenme fanatikliğe dönüştürülmemeli, tek bir doğrunun ve tek bir doğruya sahip bireyin olmadığı unutulmamalıdır.
7– Metinle misyon birbirinden ayrılmamalı, siyer kitaplarının Hazreti Peygamber’in kendisi olmadığı topluma aktarılmalıdır.
8– Çatışmacı, inkarcı, kavgacı bir dilden uzak durulmaldır.
9– Hazreti Peygamber’e, arkadaşlarına ve mesajına karşı edepli olunmalı, tahrif edici, kırıcı bir anlatımdan kaçınılmalıdır.
10– Mesajın ahlaki boyutuna geniş yer verilmelidir. Nihai hedef olarak araçlar değil, istenilen (ahsenu’t-takvim) insan tipolojisi belirlenmelidir.
11– Hadisler, tarih, coğrafya ve ırk özelliklerine göre ele alınmalı, farklı tarih ve coğrafi mekanlardaki insan eylemleriyle kıyaslanmamalıdır.
12– Hazreti Peygamber’in sadece büyük bir tarihi şahsiyet olmadığı, aynı zamanda Allah’ın son elçisi olduğu unutulmamalı ve ona göre yorum yapılmaldır.
13– İnterdisipliner çalışmalar yapılmalıdır.
14– Menfaatçi siyer tahrifçileriyle mücadele edilmeli, doğrular verildiği kadar, yanlışların da neden yanlış olduğu anlatılmalıdır.

Son Söz: Siyerin İmhası

Çağdaş Siyerlerde Peygamber Tasavvuru Nasıl Tahrif Ediliyor? #2
Siyerin İmhası

Çağdaş siyer yazıcılığında da tıpkı klasik dönemde olduğu gibi farklı seslerin susturulması veya eylemlere meşruiyet bulma çabasının ölçüsüzlüğü siyerin imhasına yol açacaktır. Bu imhanın önüne geçmek ise ancak topluma kalıcı bir peygamber sevgi ve saygısı vermek suretiyle mümkündür.

Bu sevgi ve saygının da isimi geçtiği zaman elin kalp üzerine sıkıca bastırılıp salavat getirmekten çok daha öte ve çok daha güçlü bir bağla bağlanmak olduğunu sanırım hatırlatmakta fayda var.

Geçen yıllarda Batılı yayın organlarında çıkan karikatürlerden çok daha iğrenç ve kabul edilemez ifadelerin güya onun hayat hikayesini anlatan kitaplarda yer aldığını hatırlatarak “saygısızlık” konusunda failin etnik ve dini kökenine bakılmaksızın ortak tepkinin konulması, Hazreti Peygamber’i siyasi, dini veya ideolojik bir çıkar kavgasının basit bir nesnesi yapmaktan çıkartacaktır.

Son olarak şunu eklemeliyiz:

Doğru nebevi modele ulaşmak adına kaydettiğimiz prensiplerin uygulanabilmesi için siyerin ve siyercinin özgürlüğünün sağlanması zorunludur. Siyer araştırmacısının toplumun, siyasetin, akademinin ve dini grupların baskılarından azade olup Kur’an’ın ve tarihin tanıttığı Peygamber’e dair tespitlerini özgürce ifade etmesi bugün için maalesef son derece güçtür.

Mamafih sağlanması talep edilen özgürlüğün de “Müslüman ancak benim gibi olandır” algısına götürmemesi, kendisinden olmayanı ötekileştirmeye dönüştürmemesi gerekir. Bunu engellemenin yolu da Peygamber tasavvuru algılarında dönüşümün kökenine gidip Kur’an’a ve tarihe ait Hazreti Peygamber’i bihakkın ortaya çıkarmaktan geçmektedir.

Peygamber Tasavvuru: Kaynakça

  • Ebu Ebeyd, Kasım bin Sellam (224/838) Kitabu’l-Emval, Beyrut
  • Şaban Öz, İl Siyer Kaynskları ve Müellifleri, 2008, İstanbul
  • Zübeyr b. Bekkar, (256/869), el-Ahbaru’l-Muvaffakiyyat, Beyrut>/li>
  • Hatalar Çerçevesinde siyer Yazıcılığının Sorunları ve Çözüm Önerileri, Siret Sempozyumu I, Ankara, 2012
  • Siyer Vikipedi Sayfası

Çağdaş Siyerlerde Peygamber Tasavvuru Nasıl Tahrif Ediliyor? #2

Bu Makake Ne Kadar Yararlı Oldu?

Oy vermek için yıldızlara tıklayın!

Oyla

Paylaş:

Yorum yapın

Bu site spam'i azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.